11 Nisan 2010 Pazar

Ali Dede'ye dair bir iki cümle daha ..)

Selamlarla başlayalım öncelikle. Sonra hemen sevgili arkadaşım Raişim'in bir ricasını sıkıştırıvereyim araya. Konu Ali Dede ile ilgili. Bi önceki yazımda aniden elen kalp krizinden bahsetmiştim ya oraya ekbir bilgi geldi ekleyeyim diye:
Bizim Ali Dede, 40. okeyini dönerken geçiriyo krizi -Hiç de o detaya girmedi tabi kendi- . Derken 1 değil, tam dört hastaneye sevk edile edile varıyor Trabzon'a. Önce Hopa'ya, oradan Borçka'ya, olmuyor oralardan da önce Rize'ye ardından da Trabzon Devlet Hastanesi'ne naklediliyor. Bunca badireden sonra bizim Ali dedenin aklı hâlâ Kemalpaşa'da, o ayrı; ahbaplarına, bahçeli evine kavuşmanın peşinde-hem de soba yakma yorgunluğuna rağmen- ..)))))) Gelsin de bir an önce görelim biz de delikanlı dedemi ..)

6 Nisan 2010 Salı

Vay Ali Dedem!..

eFENİM geçenlerde Ali Dede'nin (ki bizim meşhur demizdir kendisi, Rabişin dedesi) kalp krizi geçirdiğini öğrendim, çok şaşırdım ve endişelendim. Endişelendim, çünkü geçen yıl anjiyo olmuştu. Şaşırdım, çünkü Yaşama sevinci dolu bu dedem nasıl olur da hasta olur, üstelik de kış boyu hep olmak isteyip de havaların düzelmesi ile torunu Rabişi de önüne tutak yapıp sevdiği yerde -Kemalpaşa'sında- iken... İlk fırsatta aradım tabi, nasılmış diye gerekli bilgiyi aldıktan rahatladım iyiyiymiş şimdi ama dikkat etmiyormuş kendine. tABİ KENDİSİ inkar edip çok dikkatli davrandığını iddia etse de.. Böyle diyorum çünkü der de kabul etmez hiç yaptığını..)
Diyaloğun bir bölümünü hemen hemen olduğu gibi aktaarıyorum, siz karar verin:

-Ali dedem naptın sen, sen gibi delikanlı adam hasta olur mu?
-yaaa hoca hanım, ben de anlamadım, şekerim düşmüş taa dokuzlara..
ara ara sık sık yiyeceksin dedem
-yok ööle çok bi şey yemiyorum zaten (oysa gayet oturdu mu yiyor sık az değil)
-ama o zaman strese mi girdin, üzüldün mü noldu son günlerde
-yok strese de girmedim, doktor da dedi ama yok yok.. Sadece o gün kahvede okey oynuyoduk, sonra elime iki joker gelmez mi!.. haydi ben dönüyorum, açamadım bi türlü..
-Ali dedem bööle şeye sıkılır mı can?
-hayır bi de seyirciler de var bu kez, olmaz ki ben sıkıntılandım iyice.. sonra iki döndüm derken başkası açmaz mı, ben bi terledim sıkıntı bastı anladım hemen devrettim bizim Lütfü'ye.. ama sıkıştı kalbim.

Tabi ben gerekli olan kısmı kesip aldım muhabbetten, yoksa daha neler neler dillendirmedi ki Ali dedem. Tabi bi de onun dilinden, beden dili ve ses toundan dinleyeceksiniz ki tadı tam olsun anlattığımın..)

çok geçmiş olsun bi daha ve bi daha..)))

2 Nisan 2010 Cuma

bebişimin ilk arabası ..)


Bebeğim ilk arabasına kavuştu bile. Şimdilik oyuncağıyla idare edecek ama öğrencimin dileği ile "işallah büyüyünce oğluşunuzun da bi arabası olur" .

Evet, öğrencim üşenmemiş üç aylık bi çalışmanın ürünü olarak kendi elleriyle tahtadan oyup yontarak boyamış bi de güzel. Ne sevindim, ne duygulandım bilemezsiniz (zaten bu aralar vara yoğa bulutlanıyo gözlerim)...

Ne de olsa oğluşumun ilk oyuncağı bu ..)

24 Mart 2010 Çarşamba

Gözün AYDIN kANKİM..)

Oy, kankimin bebeği olmuş. 24'Ünde olacağını biliyordum ama taamen telepatik bir tesadüfle düştüler aklıma; aradım öğrendim ki bebişleri olmuş, ECENAZ'ları..))) Fazla söze hacet, bir mucize daha gerçek oldu dünyada; TEBRİKLER ve darısı bizim bebişimize.
Oğluşumuzun varlığından beridir ki yakınımda doğan her bebek beni daha fazla heyecanlandırır, duygulandırır oldu. Biz de bebişimize kavuşmak istiyoruz !.. ..))))

20 Mart 2010 Cumartesi

"OLuR bAZEN"in devamı

Efenim selamlar..) "Olur Bazen" başlıklı yazımın devamını yazayım dedim. En son, günün iş yerindeki rutin akışına başladımda kalmıştık.
Evet, sizi geren bi sabahın ardından olağan gününüze devama başlamışsınızdır. Aralarda nefes almadan bikaç iş çıkar ama önemsiz yoruluklardır, derken eşiniz arar ve çilingir işi tamam ama geç gelecek der. Bu sırada konuya vakıf bi arkadaş tanıdık bi çilingir ismi verir, dakkasına gelir negerek ele der. Bu haber üzerine öteki tarafı iptale yönelirsiniz. Tanış biri aracı olmuş, iş sağlamda deyip rahatlarsınız. Çilingirle konuşursunuz, güven verici bi sesle, siz uygun olunca arayın der. Sizce mesele hallolmuştur. İş bitimi ararsınız adamı.. Çilingir ve sizin aranızda geçen diyalog:
-buyrun .. bey, ben birazdan çıkıyorum, evim yakın iş yerime.
-Nasıl yani arabanız yok mu sizin?
-Yok, zaten sorun deği, yürüyerek 5-10 dakka.
-Hayır hanfendi, siz yürüyebilirsiniz de ben ta çarşıdan nasıl yürüyeyim?
... (bi boşluk bende HÖNK) (bu arada çarşı ev arası 15 dakka dolmşla, şehir kocaman değil ki)
-nasıl yani beyfendi, arkadaş"ne zaman ararsan motorsiklete atlayıp gelirler" deikleri için ben ulaşımı düşünmemiştim. (burda tnıdık araı tya, la-havle çeiyorum)
-hayır hanfendi, havaya bakın, kar var, dinerse geliriz (gayet de dalga geçen burnu havada bi ses tonu)
-Tamam beyfendi gerek yok, rahatsız olmayın siz (burda teli kulağınızdan yarı ateş püskürürken kibarca kapatmışsınızdır)

Bu arada, devreye başka biri girer arkadaşlarınızdan, "boş ver, ne mudara edeceksin, ben sağlam birini tanıyorum, ararız geliverir" der. Numara alış verişi esnasında görürsünüz ki dükkan aynı dükkan! ŞOK! Bi farkla kimi çocuğunun, kimi çırağının, kimi adamın numarası... falan falan. Neyse efem, devreye eşiniz girer yeniden arayıp önceki adamı getireceği müjdesini verir. Tamamdır artık, siz bu buz gibi havada bi arkadaşın evine sığınırsınız. Sonelir çiligir namzeti haa, adam aynı adamdır! sizin konuşupğ didiştiğiniz! üstelik öğretmen emeklisidir, kinci şok! böyle bi adam mı? Derken iki dakkalık iş yap, eşimin arkadaşının tanıdığı o ola bilmem kaç parayı alır ve "geri götüreceksiniz herhalde değil mi?" soRusu ile günün bitmeyen bi sersemliğini daha yaşarsınız( HÖNK! OHAAAAA!). Yaka silkerek, tek gitsin de gözüm önünden hissi ile çilingir haşmetmahlarını bırakırsınız çarşıya (neyseki siz değil, eşiniz). Artık evnizdesinizdir, sıcacık dingin. tek ihyacınız ıvır zıvır da olsa üst üste bikip sizi geren günü geride bırkmaktır. kurt gibi de açsınızdır.Neyse ki dolapta hemen her şeyi akşamdan hazır, sadece ısınma zorunluluğu olan tencereleriniz vardır. Tecereler ocaktaki yerini alır hızla. Siz hızlısınızdır ma hızlı olmayan biri vardır; OCak! hAYDE...Evet, tüp bitmiştir!.. Nası yani?.. (HÖNK!)
sONRA bunca hengameden yorgun düşmüş biçimde sinir gevşemesine uğrar ve gözyaşları içinde kahkahalarla bulursunuz kendinizi.
İçim şişti diyen sesinizi duyar gibiyim. Şişiyo valla. Şükür yazdım da attım yükü ..)))

19 Mart 2010 Cuma

OLur BAZEN

Sabah kalkarsınız, zaten yorgunsunuzdur ve de rüyanızda her ne gördüyseniz hatırlamazsınız ama koşturduğunuz kalmıştır aklınızda. Aklınızda kalmasa da vücudunuzdaki hamlamış durum vaziyeti sezdirir size.
Koşturmacalı bir kahvaltı, hava kapalı ve soğuk olsa da çay iyi gelmiştir sabah sabah. Derken telaş ile çıkarsınız kapıyı kapatıp. Asansör bekler iken bakarsınız eşinizin elinde bi anahtar vardır ama sizinki değildir. Evet bu, akşama kapıda kalacağınızın belirtisidir; arkadaki anahtar için bi çilingir bulmanız gerekir. İlerleyen saatde halledebilmek için bu koyu yok sayarsınız ikiniz de ve arabadasınızdır artık. Fakat boş olan kartal yuvanızın çıkışında zoönk diye biye araba çıkar ve ani frenle -ilk defa emniyet kemerinizi takmamaış olan siz- öne cama doğru bi hamle ile zor durursunuz. Artık geeerilmişsinizdir; oğluşuz çkmasın diye uğraşnız da karnınızda bi tepinip o da gerilir.. Bu durum daha da can sıkıcıdır ama pozitiflemeye çalışırsırsınız kendinizi en çok da onun için. Olsun bu durum arkada kalmıştır ve iş yerinizin kapısındasınızdır ve tebessüme çalışırsınız. Tam mesainin ilk saatinde herkes müdürün odasında toplanıya diye bi çağrı ile katılırsınız kalabalığın arasına. Hayde onca müsait adamın arasında istemediğiniz bir görev iltifatkarca çevrenizce ve müdürce size kalır (kakalanır). Kibarca derdinizi anlatmak istersiniz ama hengamede anşılmaz. Siz de şaşkın olduğunuz için -yahu karnım burnumda görülmüyor mu akıl var mantık var, koskoca gecede görüntü olarak bile sunuculuk ne alaka bana?- gür bir "hayır!" çıkmaz ağzınızdan. Bu da ayrca canınızı sıkar tabi ama günün uygun bir anında, müdürü yalnız kıstırıp drumun halli için ertelersiniz meseleyi -tabi gün boyu müdürü okulda ulamayacaksınızdır, bundan heberiniz yoktur henüz-. Olağan işlerinize ve dersinize geri dönersiniz.
Bu da böle bi gün, olur bazen diyerek başlarsınız ya da devam edersiniz güne. Daha bikaç diyeceğim daha var ama bunu da sonra, anlatırken bile yeniden yoruldum çünkü ..)))

14 Mart 2010 Pazar

"kapan da kapan"

Başlığın ne idüğü belirsiz olduğunun farkındayım; kapamak eylemi mi, kapanmak eylemi mi, kapmak eylemi mi?.."
Değil değil, bu, hayvanları kapan tuzak var ya o. Ne alaka diyceksiniz şimdi? Şöyle ki, geçen hafta aradaşın belletmen olarak kaldığı yurtta, tam da odasında bi farecik beliriyor. Normal olarak o kadar da sevimli karşılayamıyor aradaş, görüntüyü kaçıyor ama sesleri geliyor. Sonra bizim bayan arkadaş kapan kuruyor odaya, fakat nafile; hayvan kayboluyor, o okulda iken keyfince gezinmesini tamamlayıp bi iki ufak delil de bırakıp dönüyor deliğine. Arkadaş elinde beton harcı müdür muavini ile kapıyor delikleri, çamaşır sularıyla derin bir temizliğe girişiyor, bi ki gece de uykusuz pusuya yatış maceraları atlatıyor, hayvan kayıplarda. Tam huzura erecekken, bi iki gece üst üste koridoru turlarken görlüyor. İkinci bi kapan ve yapışkan kağıtlar diziliyor kapı girişlerine. Ne mi oldu? Hayvan okulda meşhur oldu, kahramanca gerinip geziyormuş hâlâ..

Bu fare avı ve pan muhabbetinin üzerine, 1 hafta içinde birkaç film seyrettim ki ikisi tvde idi. Başlıklar hep "kapan"lı. Tesadüfün bu kadarı dedim kendi kendime. Önce "Kurt Kapanı" diye bi Rus filmi -ki ilk kez Rus yapına denk geliyoum nasıküne acaba ? derken- iğrenç ve kıytırık çıktı. Derken, "Buz Kapanı" diye bi filme denk geldim -Güney Kutbuna doktor olarak gden bi kadının öyküsünü anlatıyodu-. Başrolde Susan Sarandon vardı. Orada kurulan dostluk ağı adına ve Güney Kutbu'nda günümüz insanı napar, nasıl yaiar? merakına cevap olması etkileyici idi. Sonra bu film hakkında bi şeyler araken baktım "Korku Kapanı" diye bi gerilim filmi. Hayde, akşam tv'de -aynı akşam- Uğur Yücel, Nejat İşler, Kenan İmirzalıoğlu'nun başrolleripaylaştığı filmin "Ejder Kapanı"nın fragmanı.

Bu kadar kapan muhabbeti yeter artık dedim ve de hemen bi dertleşeyim sizle istedim..))))))